189 oynatma

“Turgut UYAR  - Palyaço”.

zeytincekirdegi
:

”Rakı doldurun eksilmesin.”

Şiir-3

mevsiim:

“Doğrudurİstanbul şiir yazdırır, Ankara ise roman Aşk ise çay demlettirir…”
Kahraman Araz

mevsiim:

“Doğrudur
İstanbul şiir yazdırır, Ankara ise roman 
Aşk ise çay demlettirir…”

Kahraman Araz

Amacım zamanı satın almak. Mülk edinmek gibibir derdim yok. Mülkiyet hırsızlık gibi bir şey.Sevmiyorum işte. Biz kuşak olarak böyleyiz. Bize sevmeyi, bir şeylere bağlanmayı öğretmediler. O tarafımız gelişmedi. Benim tek bir düşüncem var; çıplak geldim, çıplak gideceğim… Ben dünyanın bir parçasıyım, şurayla ve bedenimle sınırlı değilim. Bir şeyler yanlış gidiyor, birileri acı çekiyor… Ben de çekiyorum aynı acıyı. Altıma son model bir araba çekip, güzel bir ev alınca mutlu mu olacağım yani? Hayır olmam. Aramızda mutlu olanlar varsa zekalarından şüphe ederim, bir de gözlerinden. Çünkü iyi görmüyorlardır.

Nejat İşlerimage

kentinkuslari:

Canım işe gitmek istemiyor. Kitaplar beni hiç ilgilendirmiyor, canım hiç okumak istemiyor, ama birisi bana okusa, dinlerdim. Her şeyi konuşarak yapmak istiyorum. Konuşarak yazı yazmak, konuşanları dinlemek. Şu sıralar en çok sesleri seviyorum. En çok seslere ihtiyacım var. Müzik veya insan sesleri.

- Tezer Özlü

Ben yokum desem kimse bırakmıyor,
Yokum diyorum inanmıyorlar,
Yokum diyorum bulup çıkarıyorlar,
Yokum…
Turgut Uyar (via portakalyokusu)turg

oturankukela:

yok. çekmecede de yoksun.

(oturankukela-deactivated2013051 gönderdi)

Gitmek istiyorum derken dudakları titriyordu. Dudakları, intihar tereddütü yaşayan onuncu kez yakalanmış asker kaçağıydı. Son kez uzattığı eli ter içindeydi. Avuçları, saunaya kilitlenmiş mülteci penguen yavrusu kadar ürkekti. Hoşça kal derken benim olmadığım her yere değdi gözleri. Gözleri, fetiş eşyalar satılan mağazada aranıp da bulunamayan her şeydi..
Ali Lidar (via larosaenflorce)
Dilerim herkes bir gün zengin ve ünlü olur ve
hayalini kurduğu her şeye kavuşur;
böylece aranılan esas cevabın bu olmadığını anlar.
Jim Carrey
269 oynatma
İnce Saz,
Eski Nisan

“Ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum! Çünkü bu, seni seviyorumun içine nal salmak demektir”


Ah Muhsin Ünlü

kelebenk:

Bir gün sol yanımı sanki böyle izi çıkana kadar duvarda ezmişler gibi bir şey olmuştu. Zaman öylesine durmuştu ki uyku vaktini erkene çekmek için bir suru ilaç içmiştim. Sonra bir yola çıkmıştım, ucuna hiç ulaşmak istemediğim bir yola. Siz hiç uçak havada asılı kalsın istediniz mi? Ben yalvardım tüm aerodinamik kurallarına; süzülen uçak yere varmasın diye. Ya da varsın da öyle bir iniş yapsın ki insanlar ona düşme desin.

Mesela insanlar ayrılırken gelecek sabahlarda diğer insanın saçlarını başkalarının görme ihtimalini hiç düşünmezler. Sabah kahvaltı yaparken peyniri kimin masaya koyacağını, çikolatanın kimin önünde durması gerektiğini, rafadan yumurta için kaça kadar sayılması gerektiğini bilmeyen birileriyle muhatap olmak zorunda olacaklarını da düşünmezler.

Çayı şekersiz içince tadını bulur insan; ama ben daha eksik bir insanın hayattan tat aldığını görmedim. Demek ki insanoğlu çay değil.

Aklımızdan neler geçer neler kim bilir? 
Yeri gelir bir sen bir ben bir dünya.
Bu dünya bir bakmışsın oluvermiş iki kişilik..


Uzanıp kırlara sere serpe
-uzanamayanlara inat-
Aklımızdı ruhumuzdu alayı bir kenarda.
Bir sen
bir ben
bir evren
Şaşırıp kendimizden başka herkesin bizsizliğine,
gülümseyerek bir yandan
bir düzine ateş böceği kiralayarak tabiattan
ay ışığında deniz suyuyla karıştırarak
rakı içebileceğimizi düşündükçe 
çıldıracak gibi oluyorum sevinçten..





Kaynak - Ali LİDAR 

   Sabretmenin ölçü birimi zaman olmamalı. Belki aylarca, yıllarca o olmayabilir, dayanabilirsin ama iki şarkı gelip ağzına sıçabilir. (@sokaktaki_adam /twitter)

baldeynegi:

“seni seviyorum”ların havada uçuştuğu bir ev değildi bizimki.

herkesin birbirini çok, beni en çok sevdiği tek yerdi ama.

çok eve girdim çıktım sonra, çok “seni seviyorum” duydum. birbirini hesapsız, çıkarsız ve gözünü kırpmadan seven insanlar görmedim yine de.

hiçbir seviyorum yüklemli…

Bi’şeylerini fazla koyuyor bu kadın. Bi’ yerlere fazlaca dokunuyor. Hem de lezzetine doyulmuyor.